KAHRAMANLAR TARİHİ
Gökhan KARAKIZ

Gökhan KARAKIZ

KAHRAMANLAR TARİHİ

19 Şubat 2019 - 14:05

I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti, Çanakkale Zaferi’ni kazansa da ittifak grubundaki devletler, yenildiği için hükmen yenik sayılmıştı. İtilaf grubu, yenik devletlere ağır maddeler içeren antlaşmalar dikte etmeye çalışmıştı. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra; İngiliz’ler Sevr’e dayanarak, Maraş-Antep-Urfa’yı işgal etmişlerdi. Ermeniler, İngiliz birliklerini büyük bir sevinçle karşılamışlardı. Sınırları Maraş’ın da içinde bulunduğu, Ermenistan devletini kurmak istiyorlardı. İngilizler, Ermeniler’e karşı temkinli yaklaşmışlardı. İngiltere ordusunun çoğunluğu, Müslümanlardan oluşuyordu. Yerel halkla dini yönden bağ olması bir zaaf sayılabilirdi. İngiltere, Fransa’ya karşı bir yaptırım gücü elde edip avantaj sağlamak için Maraş’ı işgal etmişti. Maraş halkının tahriklere karşı aklı selim davranması, kurtuluş mücadelesi için gerekli altyapı ve zamanı oluşturacaktı. İngiliz işgalinden bir süre sonra, Paris Konferansında alınan kararlar itibariyle Maraş, Sykes-Picot antlaşmasında da olduğu gibi tekrar Fransa’ya bırakılmıştı. Fransa, Maraş’ı devraldığında ordusuna Ermeniler’i de ekleyerek sayılarını yaklaşık 2000’e çıkarmıştı. İşte bu saatten sonra Maraşlıların birbiri ardına sürecek kahramanlıkları başlayacaktı.

Abdal Halil Ağa:

Özel günlerde davul çalarak, aldığı üç beş kuruşla geçimini sağlardı. Dönemin zenginlerinden olan Hırlakyan, Halil Ağa’yı yanına çağırır. Bir kese altın verir. Fransızlar’ın karşılanacağı merasimde davul çalmasını ister. Halil Ağa, teklifi kabul etmez. Hırlakyan, bir kese altının az olduğunu sanarak daha fazlasını teklif edecekken, Abdal Halil Ağa şu tarihi cümleleri söyler: ‘’ Ağam bu din bahsidir. Değil bir kese altın, davulumun kasnağını altınla doldursan yine gelemem. Din kardeşlerimin bağrına çomak vuramam.’’ der.

Sütçü İmam:

31 Ekim 1919. Fransız askerleri, hamamdan çıkan kadınlarımızın peçelerini zorla açmaya çalışırlar ve kadınlarımıza sarkıntılık ederler. Kahvehanedeyken bu durumu gören Gaffar Osman ve Çakmakçı Said, hemen olay yerine koşarlar, silahsız olmalarına rağmen karşı koymaya çalışırlar. Bir süre askerlerle boğuşurken silahla yaralanırlar ve şehit olurlar. Geçimini süt satarak sağlayan Sütçü İmam, beylik tabancasını alıp Fransız askerlerine karşı ilk kurşunu atarak Kurtuluş mücadelesini başlatır. Dört bir yanda aranacağını bildiği için olay yerinden hızlıca uzaklaşmıştır. Sütçü İmam, yoğun süren aramalara karşı bulunamamıştır. Fakat, Maraş’tan tamamen irtibatını koparmaz, uzaktan iletişim kurarak kurtuluş mücadelesine destek vermeye de devam eder.

Senem Ayşe:

Bir kadın düşünün kocasının  kanını yerde bırakmayan, bir kadın düşünün ki vatanı için kendi evini yakan. İşte bu kahraman anamızın eşi, çıkan çatışmada şehit düşmüş ve eşinden kahramanlık bayrağını devralıp kahramanca çarpışmıştır. Fransız ordusunun mühimmatının kendi evinin yanındaki evde olduğunu öğrenir, kendi evini gözünü kırpmadan yakıp vatana feda etmiş ve depoyu da imha etmiştir.

Rıdvan Hoca ve Bayrak Olayı:

Tarih, 27 Kasım 1919 akşamı. Hırlakyan, Fransız askerleri için bir eğlence düzenler. Fransız kumandan, Ermeni bir kıza dans teklifinde bulunur. Ermeni kız, kumandan ile dans edemeyeceğini; çünkü kalede Türk Bayrağı dalgalandığı için kendisini esarette hissettiğini söyler. Kumandan, derhal Türk bayrağının indirilmesini emreder.  Zaten halkın ileri gelenlerinin tutuklanması ve Fransız askerlerinin halka olan zulmü, Maraş halkını kurtuluş mücadelesi için teyakkuza getirmişti. Tarih 28 Kasım 1919 Cuma günü.  Maraş halkı, asırlardır kalesinde dalgalanan Türk bayrağını göremezler. Bu durum, halkın öfkelenmesine yol açar. Cuma namazını kılmak için Ulu Camii’ne giden Maraşlılar, kalede Fransız bayrağının dalgalandığını görürler. Ezan okunduktan sonra, cemaat bayraksız namaz kılınmaz diye haykırırlar. Rıdvan Hoca, minbere çıkarak ‘’Ey cemaat, kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir Millet, hürriyetini kaybetmiş sayılır. Hürriyetini kaybeden bir yerde Cuma namazı kılmak caiz değildir.’’ der. Öyle bir vakit gelmiştir ki, ay yıldızlı bayrağı tekrar göndere çekmek için cemaat birbiri ile yarışıp ölüme meydan okuyarak kaleye tırmanacaktır. O bir tırmanıştır ki bitmek bilmez rampa, o bir rampadır ki sonunda toplar ve tüfekler, o bir yol ki ucunda kahramanlık, gazilik ve şahadet var. Aslanlar öyle bir kükremişti ki, Fransız askerlerinin kimisi ateş ediyor kimisi ne yapacağını şaşırmış vaziyette bekliyordu. Nihayetinde kale zapt edilir ve tekbir getirilerek bayrağımız tekrar göndere çekilir. Böylelikle kurtuluş mücadelesi de başlamıştı. Bardaktaki su taşmış, sabır taşı çatlamıştı. Maraşlılar, kimisi silahlı, kimisi silahsız; kimisi erkek, kimisi kadın topyekun düşmanı şehirden atmak için saldırıya geçmişti.  Fransızlar, Maraş’ın kutsal değerlerine dokunulmayacağını ve artık Maraş’ta tutunamayacağını da anlamışlardı. 11 Şubat 1920 gecesi Fransızlar çatışmayı bırakıp, şehirden bir an önce kaçmak için gerekli hazırlıkları yapıyordu. Fransızların kışlası nedeni bilinmeyen bir şekilde yanmaya başlamıştı ve içindeki mühimmat ile kışla infilak etmişti. Fransızlar, Maraş’tan çekilişini hızla tamamlamaya çalışıyorlardı. Maraşlılar, Fransızları kovalıyor, Fransız askerleri ise kaçıyordu. İşte 12 Şubat 1920’de Maraş, düşmandan tamamen temizlenecekti. Halkın düşmana karşı kenetlenmesi, vatanını savunması ve şehrin kurtuluşuyla çevre illere yardıma koşması, Kurtuluş Savaşı’na olan inancın daha da artmasını sağlayacaktı.

Maraş halkının vatanseverliği büyük takdir toplar. 1925 yılında Maraş’a bir telgraf çekilir. Milli mücadeleye katılanların listesi istenir. Maraş’ın ileri gelenleri hemen liste yapmaya başlar. Fakat liste gitgide uzar. Bu yüzden kısa yoldan listeyi tamamlamak adına milli mücadeleye katılmayanları sorgularlar; fakat hiçkimseyi bulamazlar. Nihayetinde bir telgraf çekerler. Telgrafta şu cümle yazar: ‘’Maraş’ta Milli Mücadeleye katılmayan tek bir fert bile yoktur.’’ Bunun üzerine T.B.M.M, 5 Nisan 1925’te Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın onayı ile madalyanın şehir halkına verilmesi kararlaştırılır.7 Şubat 1973’te de Maraş’a Kahramanlık ünvanı verilir. Kim yazarsa yazsın tamamlanmayacak, anlatıp da bitmeyecek, ne kadar anlatılsa da eksik kalacak bir kahramanlıktır, 12 Şubat. Dünyadaki tek madalyalı şehir olmaktır, Kahramanmaraş. Bu madalya hepimizin bu madalya Türkiye’nindir. Kahramanmaraş’ın kurtuluşunun 99. yıl dönümünü kutluyor ve milli mücadelede şehit düşen tüm kahramanlarımızı saygıyla anıyorum.

 

Kahramanhane

Kazsan yerleri, hızla taştan taşa

Fışkırır kahramanlıklar, yerden arşa

Sen kahraman torunusun dön, baksana

Dik yürü, alnın paktır baştan başa

 

Vururdu tokmağını, davuldan davula

Geçinip giderdi, üç beş kuruşla

Sen kahraman torunusun dön, baksana

Satmadı vatanını, satmadı!

 

Ecdadın o gün düşmüştü, telaşa

Karınca misali, yolunda ölebilmekti Maraş’a

Sen kahraman torunusun dön, baksana

Yer yarıldı, gök inledi baştan başa

 

Sütü paktı, imanı gibi tertemizdi

El uzanmış kadınımıza, neylerdi

Sen kahraman torunusun dön, baksana

Çiğnetmedi namusunu, çiğnetmedi!

 

Bir ordu ki, kadın-erkek yaştan yaşa

Safında olabilmekti, vatanının en başta

Sen kahraman torunusun dön, baksana

Durmadan koştu, savaştan savaşa

 

Düştü kucağına, al kanlar içinde kocası

Ben de savaşırım dedi, dinmeden acısı

Sen kahraman torunusun dön, baksana

Bırakmadı kanını yerde, bırakmadı!

 

 

Gökhan KARAKIZ – Tarih Öğretmeni – Şair ve Yazar

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • MEHMET ARDIÇ
    7 ay önce
    YAZILARINIZIN DEVAMINI BEKLERİZ İNŞALLAH
  • Mehmet ardic
    8 ay önce
    Yeni bir yüz yeni bir kalem .genç yazara başarılar dilerim Rabbim güç kuvvet versin inşallah Allahümme salli ala seyyidina Muhammed

Son Yazılar