YAZAN ESMERİ ALEV EKEBAŞ
ANNECİĞİM HAKLARIN ÖDENMEZ
Anacığımın cennet gerçekten ayakları altında: Bir ailenin iki çocuğu varmış. Yalova'da oturan aile, üniversitede oğlunu ve kızını okutuyormuş. Anne ilkokul öğretmeni, baba emekli havacı subay. Orta direk bir memur ailesi. Yıllarca tayinlerde oradan oraya taşınmaktan eşyaları kırık, kendileri yorgun. Oğlan Ankara ODTÜ'de, kız Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde okuyor. Kızları, ilk kez anneden babadan ayrılıyor, Sıraselviler’de bulunan Kız Yurdu’nda kalıyor. Orada, Yalova'ya birlikte gidip geleceği bir arkadaş bulması iyi oluyor. Anne baba, üniversitede iki çocuk okutmanın maddi zorluğunu yaşıyor ama çocuklarına belli etmiyorlar. En iyi şartlarda çocukları okuyup, vatana millete hayırlı insanlar olsun istiyorlar. Okul harçları, kira, sağlık sorunları, Yalova'nın kışı da yamandır, kömür alınacak. Kız çocukları yurtta kalmayı sevmiyor, sadece sınav zamanları gidip gelmeye çalışıyor, okula devam zorunluluğu yok. Bu gidiş gelişlerde annesinin yüzünden terler aktığını, sararıp solduğunu fark ediyor. Anne, hep iyiyim, bir şeyim yok diyor. Kış dönemi Marmara’nın ayazı soğuğu dondurucu. Anne üşütüyor, okuluna gidemiyor, rapor alınıyor. Anne, çocukları evde yokken sobayı yakmamış, alt kat komşunun soba yaktığı odanın duvarı sıcak diye duvara sırtını dayamış. Çocukları gelince sobayı gürül gürül yakmış, yeter ki onlar üşümesin hasta olmasın. Bu anne, benim canım annem. Annem bir yana, dünya bir yana. Daha sonra evimizi benim için Bursa’ya taşıdılar. Annem Yalova’ya İlkokul Öğretmeni olduğu Atatürk İlkokulu’na gelip gitti. Bir yıl sonra çok sevdiği öğrencilerinden benim için ayrıldı, erken emekli oldu. Anacığım benim her şeyimdir. Fedakâr, cefakâr, canımın için annemin ellerin hürmetle öperim. Babam, annem, kardeşim, çekirdek bir aileyiz. Maddi manevi ne yaşarsak yaşayalım ayakta kalmayı biliriz. Anacığımın Anneler Günü’nü kutluyorum, tüm anneler adına o kutsal ellerinden saygı ve sevgiyle öpüyorum. Kızın Esmeri Alev Ekebaş





