Hasan Ejderhan'ın Anlatımıyla.....AHMET ABİ
AHMET ABİ
"Ana celali yudular" diye kıvranamadık başında Ahmet abi. Dönüp Hatice yengeyi göçükten çıkarma telaşımız vardı. "Ne çok telaşınız var; hayatı yavaş yaşayın, telaşsız yaşayın" diye bize kızardın ya; şimdi çok telaşımız var Ahmet abi. Az sonra tercümanın Ferhat'ımızı yanına getirip sırlayacağız senin gibi. Annesini, babasını ve sevgili kardeşi Enes'i sırladığımız gibi.
Çok telaşımız var Ahmet abi. Senin "yeter artık" diye kızacağın kadar çok telaşımız var. Daha Fazlı Bayram'a ve çocuklarına ulaşamadık bile...
Çok telaşımız var Ahmet abi. Seni sırlayınca emmolu Selahattin abinin ve çocuklarının olduğu göçüğe gittim Ahmet abi. Oradan Teyze oğlu Alaadin abinin ailesiyle kaldığı göçüğe, oradan da çapar mustafa dayımın çocuklarıyla altında kaldığı enkaza.
Çok telaşımız var Ahmet abi Hatice yengeyi getirip sırlayacağız yanına. Sonra Fazlı Bayram'ın kızlarını getireceğiz. Daha Fazlı Bayra'a ulaşamadık demiştim değil mi.
Ah Ahmet abi. Ne çok acı var, ne çok acı Ahmet abi. Yoksa acı olunca böylemi olmalı Ahmet abi? Sızlayacak burnumuzun direği bile kalmadı Ahmet abi. Tüm vucudumuzla sızlıyoruz be abi. Başımda türkü söyleyin dediğinde hep itiraz ederdim hani; "vallahi bizi Maraşlılara taşlatacaksın" abi derdim ya! Maraşlıların mezar başında türkü söyleyen birini taşlayacak hali kalmadı Ahmet abi. Seni sırlayınca başında fatiha okuduktan sonra celal oğlan türküsünü mırıldendım. Bir Memduh Atalay'ın, bir Muzaffer hocamın yüzüne baktım da onlara bile farkettirmeden mırıldandım Ahmet abi. Memduh Atalay'a farkettir medim; zira delilik edip bağıra bağıra söylerdi celal oğlan türküsünü.
Dükkân gençleri ne çabuk büyümüşler
Zelzele olunca toplanıp yürümüşler
Dağılmıştık gençler topladılar
Küçucük yiğitler koca adamlar olmuşlar
Keklikci çok ağladı Ahmet abi; ben de ağladım. Hele Muzaffer hocamın nasıl ağladığını Ali hocamın uzaklarda çaresiz nasıl patırdadığını, her zaman sakiliği ile bilinen Savaş hocamın halini, D. Mehmet Doğan ağabeyin, Durdu Güneş dostunun, Mahmut Bıyıklı'nın altında kaldığın enkazın başındaymış gibi uzaklardan çırpındıklarını görseydin sen de ağlardın Ahmet abi.
Bilge ile Alparslan'ın yüzüne baktıkça "Baba bu gün dağlar yeşil boyandı" türküsünü hatırladım Ahmet abi. Senin üzerine vicdansızca yıkılan apartmanın enkazın karşısında arabanı görünce "Ziyanın atını pazara tutun, gelen geçen ziyam ölmüş desinler" tütküsü aklıma geldi abi. Süleyman Kılıçbay, Ufuk Türk, Yasin Keskin ta uzaklardan geldiler Ahmet abi. Sen göç eyleyince Enver'den Mehmet Akif'e, dükkan müdavimlerinden gençlere herkes öldü Ahmet abi. Mehmet Yaşar, Hacı Ahmet, Melih, Enbiya, Ensar, Hasan ve diğer yiğitlerin öldü de gömülmedi Ahmet abi.
Bir yazında "bir ben ölmiynen maraş yıkılmaz" tütküsünü konuk etmiştin ya! Bir sen ölmeyinen Maraş yıkıldı Ahmet abi. Biz yıkıldık Ahmet abi.





