Geceyi yorgan gibi üstüne çekmiş
Küçük bir çocuk
Ayakkabıları kapının önünde
Gülüşü yastığın altında.
Uykusu hafif
Kirpikleri bile uyumamak için inat ediyor
Gece;
Odasına parmak ucuyla giriyor
Oyunu bozmamak için.
Rüyasında sınıf kocaman bir kutu
İçinde şaşırmalar var
Sıralar biraz yamuk
Boyalar birbirine karışmış
Bir harf düşmüş A’dan,
Öğretmeni eğilip yerden almış
Kimse fark etmeden.
Bir çocuk var orada
Adı bazen kendi adı değil
Birlikte koşuyorlar
Düşmeden önce durmayı öğrenerek
Dizlerini yaralayan
Ama canını acıtmayan.
Yerler yumuşak
“Hey dostum tavşana benziyor sanki
Perdeler sallandıkça tavşanın kulakları gibi oynuyor”
Gülmek diye bir şey varmış
Sadece gülmeye yarıyor çok güzel
Duvarlar konuşmuyor ama
Çok iyi dinliyor.
Arkadaşları var orada
İsimleri değişiyor sık sık
Bir arkadaşının adı balon
Ötekinin gülüşü boya kalemi
Biri hep “bak bak” diyor
Öteki her şeye “neden?
Öğretmeni eğilip
Merakını düğmeliyor yakasına.
Her şey sorulabilir burada:
Bulut neden düşmez,
Masa niye konuşmaz,
Kalem yorulunca nereye gider?
Öğretmeni bir melek gibi
Sesini yükseltmeden
Her şeyi mümkün kılıyor
“Hadi deneyelim” diyor
Dünya biraz daha genişliyor.
Bir top yuvarlanıyor rüyada
Peşinden kahkaha
Zaman saklambaç oynuyor
Ebe olmuyor kimse.
Bir karınca geçiyor yerden
Çocuk eğiliyor:
“Sen nereye gidiyorsun?”
Karınca cevap vermiyor
Ama yolunu gösteriyor.
Uykusunda gülümsüyor
Çünkü kalbi okşanmış
Tavşan kaçmış o kovalamış
Mus mutlu kocaman sevinmiş
Sabah olunca rüyayı unutacak belki
Ama merakı uyanık kalacak
Avuçlarında görmediğimiz bir sürü şey
Gözlerinde daha yeni başlamış
Kocaman bir dünya.
Ferda Boz Güneri
1.02.2026
Istanbul














