Günaydın okuyucularım sağlıklı günler dilerim. Sizleri köşe yazılarımla yaşadığınız bölgeden uzaklaştırmak dünya da olanı Biteni Türkiye komşularımız da Olanı biteni İstanbul gözlemlerimle bilmenizi istiyorum.
Bunun için bu köşe yazılarımı www.marasbolgegazetesi.com yazıyorum.
Son günlerde IRAN da ki olaylarla ile ilgili bu köşe yazımı dikkatli okuyun.
**
Değerli okuyucularım
İran meselesi, Türkiye kamuoyunda uzun yıllardır bilinçli biçimde yanlış bir zeminde tartıştırılıyor.
Sanki tarih boyunca bu iki kadim devletin kaderi çatışmakmış gibi bir algı üretiliyor.
Oysa bu algı, bölgeyi çizim eden küresel aklın bilinçli bir kurgusudur.
1925 yılı bir kırılma noktasıdır. İran’da Türk hanedanlığı, İngiltere’nin mühendisliğiyle tasfiye edilmiştir.
Bu yalnızca bir rejim değişikliği değil, bölgenin geleceğine atılmış stratejik bir düğümdür.
İran’ın etnik, tarihsel ve kültürel gerçekliği perde arkasına itilmiş;
yeni bir kimlik ve yeni bir eksen inşa edilmiştir.
Şiilik meselesi ise çoğu zaman kasıtlı biçimde çarpıtılır.
Şiilik, Şah İsmail’in büyük dedeleri döneminde yayılmış, zamanla kurumsallaşmıştır.
Yani bu olgu ne dün başlamıştır ne de bugün Türkiye’ye karşı üretilmiş bir aparat değildir.
Ancak
Son kırk yıldır, İran ile Türkiye sürekli bir “mezhepsel gerilim” hattına hapsedilmek istenmiştir.
Peki neden?
1979 sonrası İran, ABD’nin enerji hatları ve bölgesel denetim planlarının dışında kalan bir aktör hâline geldi. Aynı dönemde Türkiye, NATO şemsiyesi altında Batı sistemi içine çekildi. İşte o günden sonra iki ülke arasındaki her farklılık, bir düşmanlık sebebi gibi sunuldu.
Oysa mesele ne mezhepti ne de ideoloji… Mesele enerjiydi, ticaretti, jeopolitikti.
Bugün İran ile Türkiye’nin çatışması, yalnızca Washington’u Israili ve Londra’yı sömürgeci bati emperyalizmine memnun eder.
Çünkü ,
bu iki ülke yan yana geldiğinde; Kafkasya’dan Basra’ya, Orta Asya’dan Doğu Akdeniz’e kadar bütün dengeler değişir.
Enerji hatları yeniden yazılır, ticaret yolları yön değiştirir, bölgesel vesayet çöker.
Gerçek şu ki; İran Türkiye’nin rakibi değil, stratejik mecburiyetidir. Türkiye de İran için aynı konumdadır.
Araya sokulan her kriz, her kışkırtma,
her “mezhep tartışması” bu gerçeği örtmek içindir.
İran'da bulunan büyük Türk Halk gurubu sebebiyle bugün İran bölünmek istenmektedir
Bunun içerisinde Kürtler de bulunmaktadır Bu hiçbir zaman Türkiye'nin menfaatini olmayacaktır parçalanmış bir İran Türkiye'nin baş belası olur
O yüzden bugün Türkiye'deki politikacıların bunu görüp Amerika'nın ve İsrail'in istediği bölünmeye karşı çıkmasıdır.
İran'ın bölünmesi ileride Türkiye'nin bölünmesi olarak görülmelidir. Amerika'nın bugün oynadığı oyun İsrail ile birlikte parçala böl yönet sistemidir bunun asla Türk hükümeti tarafından müsaade edilmemesi lazım.
Artık şu soruyu açıkça sormanın zamanıdır: Türkiye, kendisine biçilen rolü mü oynayacak, yoksa tarihsel aklıyla bölgesel denge kurucu mu olacak?
İran’ı sürekli şeytanlaştıran dil, Türkiye’nin çıkarlarını değil; küresel güçlerin ajandasını beslemektedir.
Bu nedenle meseleye duygularla değil, akılla bakmak zorundayız.
Çünkü tarih şunu defalarca göstermiştir:
Türkiye ile İran karşı karşıya geldiğinde bölge kaybeder, yan yana geldiğinde dünya dengesi değişir.
İran Molla rejimi bugünkü haliyle dünyaya ve İslam dünyasına kendi rejimini ihraç etmeye uğraşmaktan vazgeçmelidir
İran halkına daha Demokratik Haklar verilmelidir
İran'ın şu anki içinde bulunduğu idare maalesef uygun değildir bu Molla rejimini Türkiye'deki mollalarda halen Türk halkına dikte ettirmeye çalışılmaktadır.
Atatürk un LAIK DEVLET DUZENI bilinçli kötülenmektedir
maalesef halen de bu durum devam etmektedir.
Atatürk'ün İslam dünyasına ve EZILMIS ülkelere sunduğu laik düzen İran içinde uygulanmalı ,
İran kendi Molla rejimini İslam ülkelerine dikte etmemelidir bundan vazgeçmesi lazım ülkenin gelirlerini halkı için harcaması gerekir.
Bugün İran halkının içinde bulunduğu sıkıntılar geçim darlıkları fakirlik Türkiye içinde Aynen geçerlidir.
Türkiye'yi idare edenlerin bunu görmeleri lazım Bugün Türkiye'de emeklilerin çiftçilerin sanayicilerin genç nüfusun en büyük şikâyeti İran'daki şikâyetle çok büyük benzemektedir.
İran'daki Molla rejimi İran'a içinden çıkılmaz hale getirmiştir İran'daki kargaşa Türkiye'nin asla menfaatine değildir.
Bu durum Amerikanin Israilin Sömürgeci ülkelerin Emperyalislerin Menfaatinedir.
İyi haftalar dilerim.
Ahmet Gözen


















