Değerli okuyucularım günaydın iyi bir hafta dilerim.
www.marasbolgegazetesi.com yazdigim bu yazıyı dikkatli okuyun.
***
Pamuğun Başkentinden Nil Kıyılarına...
Türkiye’de tekstil denilince akla gelen ilk kale Kahramanmaraş’tır.
İpliğin, örmenin ve dokumanın kalbi burada atar.
Ancak, son günlerde Maraşlı sanayicinin ajandasında yeni bir rota var: Mısır.
Geçtiğimiz günlerde Denizli’den yükselen "Mısır’a kaçıyoruz" feryadı, aslında Kahramanmaraş sanayicisinin uzun süredir içinde biriktirdiği sessiz bir çığlığın yankısıdır.
Maraşlı iş insanı için Mısır, sadece bir yatırım alanı değil; hayatta kalma limanı haline gelmiş durumda.
Deprem Sonrası "Çifte Kıskaç"
Kahramanmaraş tekstilcisi, rakiplerinden farklı olarak sadece ekonomik krizle değil, asrın felaketinin getirdiği yıkımla da savaşıyor.
Fabrikalar ayağa kalktı, makineler yeniden çalıştırıldı ancak bu sefer de karşımıza iki devasa engel çıktı: İşgücü göçü ve küresel rekabet.
Maliyet Uçurumu: Maraş’ta enerji, işçilik ve hammadde maliyetleri öyle bir noktaya geldi ki, üretilen bir kilo ipliğin maliyeti, Mısır veya Özbekistan’dan gelen ithal ürünün satış fiyatının çok üzerine çıktı.
Asgari ücretin 120-140 dolar olduğu Mısır ile Türkiye’deki enerji ve işçilik yüküyle rekabet etmek, rüzgara karşı koşmaya benziyor.
Faiz Sarmalı: Sanayici, depremin yaralarını sarmak için finansmana en çok ihtiyaç duyduğu dönemde %50’leri aşan faiz oranlarıyla karşılaştı.
"Üretmek mi, parayı faize yatırmak mı?" sorusunun sanayi şehri Maraş’ta bu kadar yüksek sesle sorulması, tehlikenin boyutunu gösteriyor.
"Made in Maraş"tan "Made in Egypt"e mi?
Maraş’ın devasa iplik tesislerinin sahipleri bugün Mısır’daki serbest bölgelerde yer arıyor. Bu bir tercih değil, bir tasfiye önleme stratejisidir. Mısır’ın sunduğu düşük enerji maliyetleri ve ABD pazarına sağladığı gümrük avantajları, Maraşlı tekstilciyi Nil kıyılarına çekiyor.
Ancak burada asıl sorulması gereken soru şu: Biz Maraş’ın üretim gücünü neden elimizde tutamıyoruz?
Pamuğun Kaderi, Şehrin Kaderidir.
Eğer Kahramanmaraş’ta iplik üretimi biterse, bu sadece bir fabrikanın kapanması demek değildir. Bu, şehirdeki esnafın iş yapamaması, nakliyecinin tekerinin dönmemesi ve binlerce gencin şehirden umudunu kesmesi demektir.
"Üretmek özgürlüktür"
düsturuyla büyüyen Maraş sanayisi, bugün yüksek faiz ve kur baskısı altında bu özgürlüğünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Devletin Maraş tekstiline "stratejik bir koruma kalkanı" oluşturması artık bir seçenek değil, zorunluluktur.
Maraşlı sanayicinin gözü Mısır'da olabilir ama kalbi hâlâ bu topraklarda.
Ancak "gönül bağı" faturaları ödemeye, işçinin maaşını karşılamaya yetmiyor. Yarın çok geç olmadan, pamuğun başkentini Mısır'a kaptırmamak için somut adımlar atılmalı; yoksa sadece tekstili değil, bir şehrin ruhunu da gurbete göndereceğiz.
Ahmet gozen


















